Müzik Kutunuz

müzikle ilgili herşey burada
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Manga fan...
Ptsi Eyl. 14, 2009 8:47 pm tarafından neSLi

» Linkin park fan
Ptsi Eyl. 14, 2009 8:44 pm tarafından neSLi

» Duman fan...
Ptsi Eyl. 14, 2009 8:43 pm tarafından neSLi

» Emre Aydın fan
Ptsi Eyl. 14, 2009 8:42 pm tarafından neSLi

» Şebnem Ferah fan
Ptsi Eyl. 14, 2009 8:41 pm tarafından neSLi

» Avril Lavigne&innocence
Salı Eyl. 08, 2009 3:09 pm tarafından qamse

» manga - cevapsız sorular akustik (canlı performans)
Salı Eyl. 08, 2009 3:06 pm tarafından qamse

» evanescence&my immortal
Ptsi Eyl. 07, 2009 12:10 am tarafından ((mrv))

» pinhani&dön bak dünyaya
Paz Eyl. 06, 2009 8:35 pm tarafından avril_gokce

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Ortaklar
bedava forum

Paylaş | 
 

 Emre Aydın'la röportaj

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
neSLi
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 113
Kayıt tarihi : 30/08/09
Yaş : 25
Nerden : istanbuL

MesajKonu: Emre Aydın'la röportaj   Perş. Eyl. 03, 2009 10:44 pm

*Sembolizmi sıklıkla kullanıyorsun. “Sil gözünün yalnızlıklarını”, “Kaybettim bugün kendimi, hükümsüzdür” vs…

E.A:Kelimeleri sembollere saklamanın, kendini saklamak istemenle ilgisi olabilir mi?
Sadece yeni dönem rock müzikte, alternatif müzikte değil, edebiyatın içinde de İkinci Yeni akımının getirdiği bir şey aslında bu. Ben o tip metaforlara, simgelere başvursam dahi, yalın bir anlatım kullanıyorum. Dinleyici olarak çok kapalı şeylerden hoşlanmıyorum.

*Afili bir yalnızlıktan bahsediyorsun; ama şarkıların biraz da kendini bencilleştirdiğin, kendini kendine sakladığın hissi veriyor.

E.A:Evet. Zaten albümde “Evet, kendimi kötü hissediyorum. Depresyona yakınım. Yalnızlıktan çok bunalmışım. Ama sürünmüyorum.” durumu var.

*Acılarınla dalga geçebilecek kadar olgunlaştın mı?

E.A:Kusurlarımla dalga geçiyorum. Ama acılarımla dalga geçecek kadar olgunlaşmadım galiba.

*Türkiye’deki rock dinleyicisi, müzik kadar nitelikli sözlerin de peşinde. Leonard Cohen, Nick Cave, Bob Dylan ne kadar rağbet görüyorsa, Feridun Düzağaç, Mazhar Alanson, Bülent Ortaçgil gibi isimler de o kadar çok dinleniyor. Senin ufkunda da bu limanlar var mı?

E.A:‘Melodisi belli olsun diye’ söz yazıldığını hissettiğim vakit o albümü bir daha dinlemem. Müzik tarihinin gelişimi de aslında bunu kanıtlıyor. Bob Dylan’dan Âşık Veysel’e, Nick Cave’e kadar bir şeyler anlatan isimler var. Bahsettikleriniz çok değerli isimler. İnşallah onlar kadar kalıcı olabilirim.

*En büyük derdin ne?

E.A:Bir sonraki albümü, bir öncekinden daha iyi yapabilmek.

*Kendinle ilgili?

E.A:Bazı şeyleri fazla düşünüyorum. ‘Birini incittik mi?’ diye çok düşünürüm. Onun dışında dağınığım biraz.


*Yalnızlık hayatının neresinde duruyor? Sığınabileceğin bir noktada mı?

E.A:Yoğun bir günün ardından eve gidip en azından bir iki saat yalnız kalmak istiyorum. O bir kaçış galiba. Evde üç kişi kalıyoruz. Kapımı kapatıp yalnız kalmak istiyorum. Ama sürekli yalnız kalmaktan ve yalnız yemek yemekten hoşlanmıyorum. Gün içinde çok fazla ilişkimin olmaması beni rahatsız etmiyor yine de.

*Bugünlerden itibaren bu şansın pek yok. Birçok albüm ve klip listesinin zirvesindesin. Bu, yalnızlığını, kendinle başbaşalığını inkıtaya uğratır mı?

E.A:Biraz uğratıyor tabii. Gündelik telaş içinde çok fazla bir şeye vaktiniz kalmıyor. Bir ay önce hevesle bir kitap almıştım. Ona yeni başlayabildim.


*Kimleri okursun?

E.A:Edip Cansever’i çok severim. İkinci Yeni şairlerinin neredeyse tamamını severim. Bir, Ece Ayhan’a alışamadım. Hâşâ, başarısız demek haddime değil. Şiirinin sesini alamadım henüz. Attila İlhan sevdirdi bana şiiri. Hece ölçüsüyle yazan belki de en büyük Cumhuriyet şairi. Üniversite yıllarında Bukowski’ler ve Nietzsche çevirilerinin üzerinde duruyordum.

*Şiirlerin ve şarkıların arasında ciddi bir ayrım var...

E.A:Çok doğru. Bence bu olması gerekiyor. İkisi çok başka şeyler bence. Tamam, ikisinde de söz yazıyorsunuz. Ama şarkı yazarken ister istemez hece ölçüsüne uymak zorundasınız. Melodi bunu diretir. Şiirde ister yapar, ister yapmazsınız. Müzikte nasıl ki ‘sound’ var, tınlama ve kapalılık-açıklık var. Şiirin de bu hassasiyetleri var. Şarkı yazmak daha zor; ama ikisini ayırmaya çalışıyorum.

*Şiirlerin daha dağınık duruyor. Şarkı sözlerini derleyip toparlayan yalnızca müzikal gücün mü? Yola müzikten mi, sözden mi çıkıyorsun?

E.A:Benim kafamda öncelikle tema vardır. Söz de, müzik de öncelik taşıyabilir. Ama daha şarkıyı yapmadan önce, ne hakkında yapacağımı biliyorum. Önce müziğini yaptıysam bile hangi kelimeleri kullanacağımı bilmiyorum; ama ne anlatmış olacağımı biliyorum. Şiirdeki dağınıklık biraz da sıkılmayla ilgili.

*Sence sözün müzik içindeki ağırlığı ne?

E.A:Yarı yarıya galiba. Hatta elli bire, kırk dokuz diyebiliriz. Söz olmasaydı, Âşık Veysel olmazdı. Besteler çok güzel; ama o düşük teknolojik şartlarda net kaydedilememiş. Bazen sazın ne çaldığı belli bile olmuyor. Ama öyle sözleri var ki… Ben hiçbirinin diğerinin önüne geçmemesine uğraşıyorum.

*Şiirlerini okuduğum zaman Bukowski’deki ‘kentli umursamazlığı’ dikkatimi çekti. Albümünde de bu var. Şiir dışında roman okur musun? Ve kimleri dinlersin?

E.A:Saplantılı olduğum bir grup yok. En çok Placebo’yu seviyorum. ‘Brit pop’ dinlerim. İsim vermek gerekirse Depeche Mode dinliyorum şu anda. Jay Jay Johanson severim. Alternatif grupları takip ediyorum. Türkçe en çok dinlediğim grup Vega’dır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Emre Aydın'la röportaj
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Emre Aydın
» Yunus Emre
» Melike Güner Haberleri
» Yunus Emre H.K.O Ben :)
» Gülçin Röportaj!!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Müzik Kutunuz :: Röportajlar-
Buraya geçin: