Müzik Kutunuz

müzikle ilgili herşey burada
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Manga fan...
Ptsi Eyl. 14, 2009 8:47 pm tarafından neSLi

» Linkin park fan
Ptsi Eyl. 14, 2009 8:44 pm tarafından neSLi

» Duman fan...
Ptsi Eyl. 14, 2009 8:43 pm tarafından neSLi

» Emre Aydın fan
Ptsi Eyl. 14, 2009 8:42 pm tarafından neSLi

» Şebnem Ferah fan
Ptsi Eyl. 14, 2009 8:41 pm tarafından neSLi

» Avril Lavigne&innocence
Salı Eyl. 08, 2009 3:09 pm tarafından qamse

» manga - cevapsız sorular akustik (canlı performans)
Salı Eyl. 08, 2009 3:06 pm tarafından qamse

» evanescence&my immortal
Ptsi Eyl. 07, 2009 12:10 am tarafından ((mrv))

» pinhani&dön bak dünyaya
Paz Eyl. 06, 2009 8:35 pm tarafından avril_gokce

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Ortaklar
bedava forum

Paylaş | 
 

 Keremcem Röpörtajı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
qamse
SuperModeratör
SuperModeratör
avatar

Mesaj Sayısı : 112
Kayıt tarihi : 29/08/09
Yaş : 26
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Keremcem Röpörtajı   Perş. Eyl. 03, 2009 11:31 pm



Albümün adı olarak "Dokun"u seçmenizin sebebi neydi?
Öne çıkan ve albümü üstüne kurduğumuz bir şarkı olmadığı için bu konularda toplantı yapıyoruz. "Albümün ismi ne olsun, bir şarkı ismi mi olsun?" diye konuştuk. Mesela "Eylül" albümünde şarkının ismini kullandık ama o şarkıya klip çekilmedi. Çok öne çıkan bir şarkı olduğunda böyle bir çelişki oluyor. O yüzden bu albümün adı bir şarkı ismi olmasın istedik, "Ne olsun" diye konuşurken de Aykut Gürel "Dokun" dedi ve hepimiz bu adı sevdik.



Keremcem'e neler dokunur?
İlhamdan bahsediyorsak; aşk, eski, aşkın son devresi, aşkın bittikten sonraki hali...


Bu albümde de öyle olmuş galiba...
Evet, sözler itibariyle olduğu kadar müzikal yapısıyla da melankolik bir albüm oldu. Ama şarkılar yavaş olmasına rağmen, önceki albümlerinden daha enerjik bir sound yakaladık. Aykut Gürel'in sihirli parmağı da diyebilirim ona... Şarkı yazımında da, benim şarkı söyleme, yorumlama tarzımda da olgunluğu hissedebiliyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor çünkü bir şarkıcının bu açılardan yerinde sayması hiç hoş olmazdı.



Albümdeki 12 şarkıdan dokuzu size ait. Düzenlemelerde yine Aykut Gürel var. Diğer albümlerinizde de öyle, artık Keremcem denince akla gelen bir sound var. Bu tekdüzelik riski yaratabilir mi?

Tabii ki olabilir ama "Bunu hissettin mi?" derseniz: Hayır. "Bunu değiştirmek için bir şey yapar mısın?" derseniz de yine hayır olur cevabım. Çünkü ben hiçbir zaman "Bu şarkıyı böyle daha severler" diye yapmadım şarkılarımı, yapmak da ağırıma gidebilir bu saatten sonra. Benim şarkılarımı böyle dinleyen ve böyle seven insanlara biraz değiştirerek bir şey vermek çok da doğru değil bence. Mesela, "Sana Ferrari Gerekti" çok da benim soundumun içinde bir şarkı değil aslında ama farklı olsun diye yapmadım. Öyle bir şarkı çıktı, o şarkıyı düzenledik, güzel oldu ve albüme koyduk. Kendiliğinden oluşan farklı bir sound'tu o, yoksa özellikle yapmazdım. Bahsettiğiniz gibi bir handikap olabilir tabii ki, ancak gerçekten popüler müziğin ortasında durmayan insanlara baktığınız zaman Avrupa'da da çok değişen müzikleri yok. Çünkü onlar ozanlık yapıyorlar, bir yandan da geniş bir kitle onları seviyor, bu onların şansı aynı şekilde benim de...



Siz her ne kadar hedef kitle olarak ergenleri özellikle seçmediğinizi belirtseniz de, ulaştığınız kitlenin ergenler olduğunu görüyoruz. Siz değişmeyi sevmiyorsunuz ancak onlar yaşlarından dolayı değişiyor. Zevkleri, dinledikleri de değişiyor. Bu sizin için dezavantaj değil mi?



Çok ayrıntılı düşünüyorsunuz, ben bu işi bu kadar ayrıntılı düşünerek yapamam. Ben ilk albümü yaparken 25-45 yaş arasına yapmıştım ama beni dinleyenler 9-20 yaş arası oldular. Bostancı Gösteri Merkezi'ndeki ilk konserimi görmeniz lazımdı, çok şaşkındım, hiç beklemediğim bir yaş grubu oradaydı. Tabii bu 4 yıl önceydi ama hiçbir zaman bundan mutsuz olmadım. Her şeyin riski var. Siz ne yaparsanız yapın, sizi dinleyen dinliyor. Ben internet siteme de yazdım, "Biz beraber büyüyoruz farkında mısınız?" diye. Benim bildiklerim, benim tanıdıklarım benimle birlikte... Konserlerdeki yaş grubu derseniz, o büyüyor, bir yandan da küçülüyor. Şimdi daha karma bir kitle var, 5 yıldır takip edenler ve yeni takip etmeye başlayanlar...



2007 yılında Radikal gazetesinde hakkınızda "Keremcem Şifresi" diye bir yazı dizisi yapılmıştı. Orada Naim Dilmener "Keremcem 29'muş, ama hiç öyle durmuyor, işte gerçekten 26 gibi gösterdiğinde bitecek. Öyle bir sound inşa etsin de bunu uzatsın! Hangi sound keşfedilmedi ki, bunu Keremcem yapsın!" diyor...




Benim gördüğüm, bana olan sevgi ve ilgi, ben bunun üstüne düşünen bir insanım. Benim yaptığım işlerin ötesinde bir şey olduğunu görüyorum. Geçenlerde bir programa katıldım. "Keremcem'in nesini seviyorsunuz" sorusuna cevap olarak şarkıları yüzde 15 çıkmış, oyunculuğu yüzde 23... Böyle bir insanın gazetelerde yazı dizisi yayınlanacak kadar ilgi görmesi için bu işlerin üstünde bir şey olması lazım. Ben çok iyi işler de yaptım, beğenmediğim işler de yaptım. Bunların hiçbiri bana olan sevgi ve ilgide bir grafik sapmasına neden olmadı. Bu bana daha çok şey yapma özgürlüğünü tanıyor, hata yapma riskini alıyorsunuz o zaman.



Şarkıcılar iyi işler yapıp da başarılı olamayabiliyorlar. Sertab Erener'in "Sertab Gibi"si, Nazan Öncel'in "Göç"ü gibi albümlerle dolu müzik tarihi. Sizin şu ana kadar yolunda giden bu grafiğiniz bir yerde sekteye uğrarsa ne yaparsınız?



Gider Bodrum'a yerleşirim, orada şarkılarımı yaparım. Şarkı yapmak zaten yemek yapmak gibi bir şey, içinizden geliyor, onun önüne set çekemezsiniz. Bir B planım yok, umarım ihtiyacım olmaz. Hiçbir zaman çok uzun vadeli planlar yapan bir insan olmadım. "Sekteye uğrarsa"yı düşünmedim hiç, belki de bilerek düşünmek istemiyorum. Düşünmek korku yaratır insanda. Devamlı bir şeyler üretip insanları devamlı mutlu edemezsiniz, bu mümkün değil. Bunu yapmaya çalışırsanız, daha debelenebilirsiniz, debelenirken batabilirsiniz, o hırs da yaratır. İki tane kötü iş yaptıktan sonra "Bu üçüncü çok iyi olmalı" diye girerseniz, büyük ihtimalle kötü olur o iş. Siz yapın, iyi bir şey yaparsanız sevilecektir...



High School Musical 2 için "İçimdeki Müzik Sensin"i seslendirmiştiniz. Serinin üçüncü filminin şarkısını da yine siz seslendireceksiniz. Nasıl bir şarkı olacak?


Walt Disney müzikallerinin bir tarzı var. Müzikal şarkıları daha batı, daha fazla ses var. Daha iyi değil ama içinde daha çok ses var, ayrı bir tat. Yine "İçimdeki Müzik Sensin" tarzı bir şarkı. Hatta ne kadar benziyor diye de konuştuk yaparken. İsmi "Senle olmak İsterim", kriz yüzünden Türkçe soundtrack'in çıkması gecikti. İkinci defa benimle çalışmak istemeleri çok güzel.



Daha önce "Broadway'den İstanbul'a"da da müzikal şarkılar söylemiştiniz. Bir müzikalde oynamayı düşünüyor musunuz?

Şu an tanıtımları başlayan Muppet Show benzeri bir müzikal var "Q-Avenue"... Onun için teklif geldi ama albüm hazırlıkları sırasında geldiği için katılamadım. Çok meşakatli bir iş müzikal; hem danslar, hem şarkılar, hem tiyatro, bir de kuklalar vardı onda... İsterim ama Türkiye'de ne kadar müzikal seyircisi var, galaları yapılıyor doluyor ama insanlar ne kadar gitmekte istekli bilmiyorum. Eskisine göre tabii ki daha çok var ama Avrupa kadar değil. Bu bir seyirci işi, seyirci varsa devam eder yoksa etmez, sahneleyeceğiniz sahne bile çok az.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Keremcem Röpörtajı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Müzik Kutunuz :: Röportajlar-
Buraya geçin: